Mahallede top oynamanın keyfi bir başkadır. Çocukluğumda futbol delisi mahalle arkadaşlarım vardı benim. Sürekli top oynarlardı. Oynarlardı diyorum; çünkü ben pek beceremiyordum top oynamayı. Çoğu zaman tercih etmezdim futbol denilen oyunu. Kimi zaman ısrar ederlerdi; kaleye geçerdim. O zamanda neyi ne kadar yapabildiğimi tahmin edersiniz artık.
Futbol bir oyundur. Hem de epeyce keyifli bir oyundur. Bir kere herkes oynayabilir. Üstelik topa filan ihtiyaç duymadan da oynanabilir. Ezilmiş bir kola kutusu ya da bir pet şişe, belki de buruşturulmuş bir kaç kağıt işinizi görebilir. Her yerde her şartta oynanabilen bu oyun basit ve karmaşık pek çok zevkli eylem içerir. Yenmenin, yenilmenin, adam geçip gol atmanın, faul yapılınca yere düşüp ahlayıp vahlamanın ayrı ayrı zevkleri vardır. Kısacası futbol, zevkli bir oyundur.
Dallarda yaşayıp; eşimizin dostumuzun bitlerini ayıkladığımız pirimat günlerimizde oyun denilen şey sosyalleşmemizi sağlayan bir araçtı ve tahminen her yaşta oyun oynuyorduk o zamanlar. Sonra uygarlaştık ve oyun sadece çocukluk yıllarımızda gerçekleştirdiğimiz bir uğraş haline dönüştü. Doğal olarak oyunun kendisini oynayamayınca başkalarının oynadığı oyunları izler olduk. Böylece oyunlar, oyun olmaktan çıktı. İşin içine farklı tatminler, farklı beklentiler girdi. İşte bu yüzden bugün futbol bol ve kolay tüketilen bir şova dönüştü.
Vahşi kapitalizmin her şeye yaptığını futbola da yapmasıyla birlikte endüstrel üretim ve tüketim döngüsü bugün her şeyin önüne geçmiş durumda. İçindeki saflığı, temizliği ve masumiyeti koruyamayan, spor olmaktan çoktan çıkmış haliyle futbol artık bir oyun değil. O yüzdendir ki; insanlar para karşılığı takım arkadaşlarını satabiliyor rahatlıkla. Kazanmak artık öylesine önemli ki; insanlar sahte şampiyonluklara razılar. Forma ve decoder satmak oyunun özünden çok daha önemli bir hal aldı.
Kısacası kendi ellerimizle öldürdük futbolu. Kapitalizmin, tüketim toplumun vahşice saldırdığı bir güzellik daha yok oldu gitti. Oysa gazozuna maç yapmak ne tatlıydı bir zamanlar. Öteki mahalleye maça gidip; kazanınca birlikte sevinip, kaybedince birlikte üzülmek insana insanlığını yaşatan ne güzel deneyimlerdi. Bence artık bize futbol diye kakalanan o saçma şeyin fişini çekmenin zamanı geldi. Zaman, topumuzu alıp sokaklara çıkmanın, mahallede taştan kaleler dikip top oynamanın zamanıdır.
Çünkü futbol, insana keyif veren zevkli bir oyundur ve öyle kalmalıdır….
Share
Madende insanlar öldü. Oysa orada ölen insanların 12 dakikaları vardı. Olmadı. Beceremedik. Önlem alamadık. Önlem almaya inanmadığımız ve kuralları uygulamayı beceremediğimiz için insanlar öldü. Oysa 12 dakikaları vardı. Şimdi dizlerimizi dövüyoruz. 12 dakikaları varmış, nasıl olur diyoruz. Eğer sorumlular işlerini doğru düzgün yapsaydı. İnsanlar ölmeyebilirdi.
Genelkurmay başkanı meslektaşları ile sohbet ediyor. Açık seçik beceriksizliğimizden bahsediyor. PKK terörüne doğru düzgün önlem alamadığımızdan bahsediyor. Hatalı olduğumuzu söylüyor. Askerlerin terör karşısındaki beceriksizlikleri en üst rütbenin ağzından konuşuluyor. Yıllardır gencecik insanları “vatan sağolsun” nidaları ile gömüyoruz. Eğer sorumlular işlerini doğru düzgün yapsaydı. İnsanlar ölmeyebilirdi.
Neyi doğru düzgün yapıyoruz ki? Hiç bir şeyi. Beceremiyoruz; çünkü uygarlığın kurallarla olan imtihanından geçemedik bir türlü. İnsan odaklanmakta zorlanan bir varlıktır. Eğitilmezse zihin dışarıdan gelen her uyarana kaptırabilir kendisini. Odaklanmakta
zorlanıyoruz. Böyle olunca kurallarla yaşamak zor geliyor bize. Zihnimizi eğitmez isek sonuç nafile.
Bizler odaklanmayı, kurallara uymayı beceremezsek işimiz zor. Daha pek çok insanımız ölecek. Acılar hiç dinmeyecek. Daha pek çok 12 dakika geçecek… yaşamlar yitip gidecek… ve acılar artmaya devam edecek…
Share
Ağustos 25th, 2011
Türkiye
| etiketler:
acı,
terör |
Yorum Yok
İnsanlar cinsel davranışlar konusunda meraklıdırlar. Nerede cinsellik üzerine bir söz söylense odak noktası haline gelir. Çünkü cinsellik yaşamın oldukça merkezinde bir konu. Hele hele bizim gibi cinselliği tabularla çevrelemiş toplumlarda ne zaman cinsellik söz konusu olsa tepkiler daha da büyük olur. Doğal olarak da böylesi civcivli konular çok çabuk siyasete konu edilir. Birkaç gündür Bülent Arınç’ın sürdürdüğü pornoyu kimin serbest bırakacağı tartışması işte bu nedenle son derece önemli.
Bülent Arınç’ın porno üzerinden siyaset yaptığı günler erkeklerin doğası gereği çok eşli olmalarına yasal izin arayışlarına denk gelmişti. İşin ilginç olan yanı aynı günlerde Chuch Palahniuk’un “Ölüm Pornosu” adlı kitabı yasaklanıverdi. Böylece yalnız ve güzel ülkemizin cinsellikle ilgili hiç bitmeyen imtihan hali iyice renklendi. Ve mavi tavşanı düşünmemeye çalışırken mavi tavşanı aklından çıkartamama hali iyice üzerimize yapışıverdi.
Mavi tavşanı düşünmemek için gösterilen çaba zihnimizde dans edip duran mavi tavşanlarla son bulur. Tıpkı cinselliği düşünmeme çabasının hepimizin aklının içini cinsellikle dolduracağı gibi. Bu gerçeklik insanlara cinselliği düşünmeyin denildiğinde aslında insanların aklının fikrinin nerede olacağını gösterir. O nedenledir ki; insanların zihnine uyaran olarak vücut hatları belli olmayan kadınlar da verseniz, gözlerinin önüne cinsel ilişkiye giren vücutlar da koysanız sonuç aynı olacaktır.
İnsan zihni, yasaklananı arzular; çünkü yasaklama eylemi bir tetikleme yaratır. Pornoyu yasaklayınca porno hayatımızdan silinecek mi? Hayır. Kadının vücut hatlarını gizleyen kıyafetler giymesiyle kadının cinselliği düşünülmez hale mi gelecek? Hayır. Aksi gibi bu tip yasaklar olguların altını çizmekten başka bir işe yaramaz. Ve sonuçta zihin her gizlilik yüzünden daha fazla o gizliliği düşünür hale gelir.
Bülent Arınç pornoyu yasaklamak, kadınların vücut hatlarını gizlemek, internetteki ahlaksızlığa son vermek istiyor. Bunu siyaset sahnesinde ayan beyan dile getiriyor. Ancak gözünün önündeki gerçeklere dönüp bakmıyor bile. Türkiye’nin ücra köşelerinde küçüklü büyüklü bir sürü erkek ilk bulduğu fırsatta kadınlara tecavüz için hazır bekliyor. Türkiye’de kadın ne yaparsa yapsın her an tecavüzün kurbanı olmakla yüz yüze. Sormak gerek,tüm bunlara porno mu yol açıyor ya da tüm bunları kadının beden hatlarını gizleyerek engelleyebilir miyiz?
Mavi tavşanı düşünmeyin… Çabalayın düşünmemek için… Mavi tavşan gözünüzün önünden kaybolacak mı?
Share