Çiçekler, binlerce yıldır hayatımızdalar. Onların yaşama kattıkları keyif ve mutluluk tartışılmaz güzellikte. Üstelik bir iletişim aracı olarak duyguların transferinde çok önemli bir güce sahipler. Tarih boyunca insanlar duygularını anlatmak için çiçekleri kullanmışlar ve kullanmaya devam ediyorlar. Özellikle romantik ilişkilerde çiçekler duyguların anlatılması için çok güçlü bir araç. Öyle ki; ellerinizden sevdiğinize doğru uzanan bir demet çiçek ağzınızdan çıkan kelimelere güç katan çok önemli bir etken.
İnsanın yaşamın güzelliklerini hayata katma becerisinin bir sonucu olarak çiçek alıp vermek sık başvurulan bir yöntem. Örneğin; ‘seni seviyorum’ demenin güzelliğine güzellik katmak için bir demet kırmızı gülü ilişkimize katıvermek… Partnerlerin ilişkilerinde sevgiye güç katmak adına çiçekleri kullanması ve bunu sık gerçekleştirmeleri ilişkide memnuniyeti ve mutluluğu arttıran bir etken. Tek yapmanız gereken sevdiğinize hislerinizi dile getirmenin yanına bir buket çiçek ekleyivermek.
İnsanlar ilişkilerinde yaşadıkları sorunları ve sıkıntıları aşmak için başlangıç hamlesine ihtiyaç duyarlar. Ancak çoğu zaman bu hamle gecikiverir. Oysa bir demet çiçek her şeyi değiştirebilecek güce sahiptir. O ilk kelimenin ağızdan çıkmasına yardımcı olacak doğanın bize hediyesi olan güzellikleri neden kullanmayalım? Çiçekler bizim için bir fırsat, ilişkilerimize keyif katmak için onların yardımlarına başvurmaktan kaçınmayalım; ki hem hayatımız hem de ilişkilerimiz mutlulukla doluversin.
Share
Her insan dünyada tek başınadır, biriciktir, tektir. Hayata tek başımıza geliriz, tek başımıza gideriz. Tamamı yalnızlıkla dolu olan varoluşumuzu anlamlı bir biçimde doldurmak için pek çok yol mevcuttur; bunların içinde sevmek ve sevilmek, güzel ve iyi yollardan sadece birisidir.
Hayat hızla akıp giderken yaşadığımız ilişkiler, bize yaşamın verdiği birer armağandır. Eğer bu armağanın değerini olduğundan daha fazla görür ve abartırsak işler karışabilir. Romantik bir ilişkinin varlığı hayatımızın amacı haline gelmemelidir; çünkü hayattaki tek iyi ve güzel şey sevmek ya da sevilmek değildir.
Bir ilişkinin hayatımıza kattığı değerler, ona olan bağlılığımız sayesinde güçlenir ve anlam kazanır; ancak kişilere ya da ilişkilere bağımlı hale gelmek, hayatımızın merkezine ilişkimizi yerleştirmek, hayatımızdaki tüm başrolleri partnerimize vermek yaşamın amacından uzaklaşmamıza yol açar.
Bu nedenle ilişkilerin önemini olduğundan fazla görmek yerine, onları hayatımızın bir parçası olarak kabul etmeli ve kendi varoluşumuza odaklanıp gerçek yaşam amaçlarımızın peşinden koşmayı ihmal etmemeliyiz. Elbette sevilip sevmeliyiz ancak bu eylemin hayatın tek ve nihayi amacı olduğu yanılgısına kapılmamamız gerekir.
Romantik birlikteliklerimizin yaşamımız içerisinde nerede yer alacağına karar verirken kendimizi merkeze diğerleri ile olan ilişkilerimizi merkezin çevresine yerleştirebilme becerisini göstermeli. İlişkimize bağlılık geliştirelim derken bağımlı hale gelmemeye dikkat etmeliyiz. Çünkü bağımlılık insanları çıkmaz sokaklara mahkum edebilir; ki o çıkmaz sokaklar ilişkimizi kısa sürede mutsuzluk kıskacına alıp bitmesine yol açabilir.
Unutmamakta fayda var; bir ilişkinin daha mutlu yaşanabilmesi için partnerlerin önceliklerini iyi belirlemeleri, ilişkilerini merkeze taşırken yaşamın dengelerini bozmamaları gerekir. Çünkü ilişkilerde mutluluk ancak kişinin kendi varoluşu ile ilişkinin varoluşu arasındaki dengeyi kurması durumunda yakalanacaktır.
Share
Romantik ilişkiler, pek çok farklı değişkenin etkisi altında yaşanırlar. Zaman içerisinde ilişkinin etkileşim içerisine girdiği değişkenler ilişkinin başkalaşmasına yol açar. Özellikle ilişkinin ilk dönemlerinde heyecan ve tutku en yüksek aşamadayken zaman içerisinde işler değişiverir. Diğer bir deyişle, ilişki zaman geçtikçe heyecanını yitirebilir ve güç kaybedebilir.
Zamanın değiştirici gücü karşısında çaresizce bekleyip sonuçları görmek yerine aktif davranmak gerekir. İlişkide tutku ve heyecan zamana yenik düşerken oturup bir köşede beklemek yerine partnerlerin aralarındaki arkadaşlık ilişkisini geliştirmeye çalışmaları ilişki açısında farklı bağlanma noktaları yaratmak için etkili bir stratejidir.
Partnerler arasındaki yakınlık düzeyi ilişkinin ana yakıtı gibidir. Onun asla tükenmemesi gerekir; çünkü iki insan arasında zamana karşı direnç gösterebilecek en önemli dayanak noktası yakınlıktır. Üstelik yakınlık sevginin gücünü destekleyen ve partnerler arasındaki bağlılığın sürekliliğini sağlayan çok önemli bir belirleyicidir.
Partnerler arasındaki yakınlık seviyesi arttıkça sevgi büyür, gelişir ve sağlamlaşır. O nedenle yakın ilişkilerde partnerler arasındaki arkadaşlık diğer unsurların daha sağlıklı bir temel üzerinde yükselmesi için sürekli desteklenmesi ve geliştirilmesi gereken bir unsurdur. Ayrıca yakınlığın ortaya çıkarttığı mutluluk ve memnuniyet düzeyi pek çok farklı kaynağa göre daha kalıcıdır.
Çünkü arkadaşça paylaşımlar kişinin yeryüzünde geçirdiği zamana anlam katan olgulardır. Arkadaşça paylaşımlardan gelen haz, keyif, mutluluk ve memnuniyet ilişkiye çok değerli anlamlar kattığı için çok daha değerlidir ve desteklenmesi gerekir.
Share